-Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?
Erkan Alemdar 1980 Kayseri doğumlu. 1993 yılında altın imalatı ve tamiratı ile uğraştı. 1998 yılında daha askere gitmeden kendi iş yerimi açmayı Rabbim nasip eyledi. Askerden önce 2 sene gibi bir süre Gazioğlu Çarşısının 3. katında bulunan kendi iş yerimi çalıştırdım. 18 ay vatani görevimi askerliğimi yapıp geldikten sonra da 7 sene gibi bir süreçte yaptığımız işi altın tamiratı ve imalatını devam ettirdim. 2012 yılında Gazioğlu çarşısının alt katındaki şimdiki dükkânımıza taşındık. Hem atölyemiz hem de imalatımız burada devam etti. Vatandaşlarımıza, müşterilerimize gümüş ve tesbih üzerine çalışmalarımız devam etti.
-Sizi canlı mezat yayınları ile tanıyoruz. Bu işte ilklerden birisiniz galiba?
Sosyal paylaşım sitesi olan Facebook’ta mezat yapmalar artınca, bu mezat yapmalar sürekli olmaya başlayınca bizde çevremizdekilerin ve müşterilerimizin desteği ile canlı yayında mezat yapmaya başladık. İlk başlarda yapar mıyız, yapamaz mıyız acaba derken, hiç bir şey görmeden, istek ve talep olur mu diye düşünürken müşterilerimizin ve dostlarımızın desteği ile canlı mezat işini yapmaya başladık. Çok şükür alnımızın akı ile başaracağımıza inandık ve başardık. Şu an da canlı mezat işinde 4. Senemizdeyiz. 6-7 yıldır tesbih ile faal olarak iç içeyim. 4 yıldır da canlı mezat yapıyorum. Türkiye’nin 81 Vilayetine, Avrupa’nın her tarafına kargo ile gönderim yapıyoruz. Müşterileri portföyü anlamında da bayağı bir kitleye ulaştık. Canlı yayın mezatlarımız sayesinde Amerika’da, Irak’ta, İran’da ve Avrupa’da hiç tanımadığımız insanları tanıdık. Rabbim nasip eder de eğer gidebilirsek bizim oralarda gidilecek bir yerimiz, çalınacak bir kapımız var. Gurbetçi müşterilerimizle, ağabeylerimizle, kardeşlerimizle yaz aylarında geldikleri zaman görüşüyoruz. Kayseri’den dünyaya açıldık, güzel bir portföyümüz oluştu. Güzel bir müşteri çevremiz oluştu. Tabii ki ilk önce Allah’ın sonra da ailemizin desteği ile bugünlere geldik.
-Müşterilerinizin güvenini nasıl sağladınız?
Biz işimizi en iyi yapma gayreti içerisindeyiz. Büyüklerin bir lafı var kötü berberse tıraş olma demişler. Bizim ürünlerimizi kendimiz kullanıyor gibi hassasiyet içerisinde yapıyoruz. Kendi beğendiğimiz ürünü müşterilere sunuyoruz. Beğenmediğimiz hiçbir ürünü satmıyoruz. Beğenmediğimiz ürünü alır ve müşterilerimize sunar isek bir seferliğine ticaret yapmış oluruz. Bir daha ki sefere o müşteri de gelmez bizden alışveriş yapmaz. Bir de bizim işimizin şu yönü var. İnsanlar ekranda görüyor, eline almıyor. Müşteri dükkâna gelse eline alır bakar severse alır, sevmezse almaz. Ama canlı mezatta öyle değil. İnsanlar bize güveniyor Mezat’ımızda alışveriş yaparken. Ağzımızdan çıkan kelimeye itimat edip alışveriş yapıyorlar. Güven ortamını sağladık biz müşterilerimize. Güven ortamı da öyle kolay oluşan bir şey değil. İlk önce müşteri senin kamera da duruşuna ve sözüne bakıyor. 3 gün 5 gün izliyorlar tanıdıklarına bizi soruyorlar. Arkadaşlarının, eşinin dostunun tavsiyesi ile bizlere ulaşıyorlar. Diyorlar ki Erkan Alemdar güvenilir temiz bir arkadaş, biz şimdiye kadar incinmedik sizde oradan alışveriş yapabilirsiniz diyorlar. Bu şekilde de karar verdikleri zaman ürünlerini almaya başlıyorlar.
-Peki, müşterilerinizden nasıl geri dönüşler alıyorsunuz?
Sizlere şimdi sayısız teşekkür mesajları gösterebilirim. Allah razı olsun bizlere güveniyorlar. Biz o güveni sağladık. 4 yıl içerisinde çok güzel insanlarla tanıştık. Ticaret bir taraf da, bir laf var gönlüne giremediğin insanın cebine giremezsin diye. Biz vatandaşlarımızın gönlüne girebilirsek, cebine girmiş oluruz. Ben müşterilerimin gönlüne giremezsem ne kadar iyi mal satarsam satayım onlar gelip benden alışveriş yapmaz. İlk önce insanların gönlüne gireceksin. Gönüllere girersen ticaret olur. Bu kapsam da yürüdüğü zaman insanları aldatma olmaz, kandırma olmaz, dolandırma olmaz. Ticaret bir seferlik olmaz. Ticareti sadece Ahmet’le, Mehmet’le yaptığın zaman olmuyor. Ahmet’le, Mehmet’le ticaret yapacaksın o memnun olduktan sonra bir başka arkadaşına gönül rahatlığı ile diyecek ki Erkan Alemdar bu işin Profesörü, Piri ben alışveriş yaptım hem karakteri, hem kişiliği hem de tesbihleri güzel gönül rahatlığı ile ondan alışveriş yapabilirsin diyecek.
-Piyasada bir daralma var mı?
Rabbim doğru olduktan sonra veriyor, rızık geliyor zaten. 4 yıl boyunca bizim hiç rızık korkumuz olmadı. Tesbih satma gibi bir derdimiz hiç olmadı. Çünkü eş, dost, arkadaşlarımız bu tesbihi bize sattırdılar.
-Mezatlarınız hakkında bilgi verir misiniz?
Akşam Saat: 22:30 civarı sosyal paylaşım sitesi olan Facebook’ta Alemdar Erkan sayfasında canlı yayın mezadımızı açıyoruz. 3 saat 3 buçuk saat duruma göre mezadımızı sürdürüyoruz. Yayınımız bittikten sonra bir sonraki gün sabah tesbih sattığımız müşterilerimize internet üzerinden fotoğraf atıyoruz, fiyatlarını bildiriyoruz ve hesap numaramızı atıyoruz. Sağ olsunlar ödemelerimizi yapıyorlar. Ödemelerimiz yapıldıktan sonra biz ürünlerimizi kargo ile müşterilerimize ulaştırıyoruz.

-Peki tesbih çeşitleri hakkında hangi bilgileri verirsiniz?
Atölyemiz kurulalı 10 ay oldu. Ateş ve sıkma kehribarın yanı sıra kuka tesbihlerimizin gümüş işleme atölyesini kurduk. Şuan dışarıdan da 8’i kadın 1’i erkek olmak üzere 9 kişi istihdam ederek ekonomiye katkı sağlıyoruz. Burada atölyemizde delinen tesbihlerin üzerine yapılacak işlemeleri bu 9 kişi evde yapıyor. İşlemeler yapıldıktan sonra tesbihler bize geri geliyor atölyemizde zımpara ve cilalama işlemi yapıldıktan sonra tesbih satışa hazır hale geliyor bizde müşterilerimize sunuyoruz.
-Hem imalat hem tamirat mı sizinki?
Kayseri’de torna makinesi olan bu işi yapan birkaç arkadaşımız daha var. Biz 10 ay gibi kısa bir zaman olmasına rağmen iyi bir yol kat ettik. İşi severek yaptığınız zaman yapamayacağınız hiç bir iş yok. Atölyecilik zaten bizde çocukluktan gelme bir meslek olduğu için elimiz yatkın. Biz altın imalatı ve tamiratında yıllarımızı verdik. 1993 yılında başlayıp 1998 yılına kadar ustalarımızın yanında çıraklık ve kalfalığımızı yaptıktan sonra kendi yerimizi açtık. Kendi yerimizde imalat ve tamirat yaptık 2012 yılına kadar da bu işi devam ettirdik. Sonrasında şu an bulunduğumuz işletmemizin olduğu yere yine Gazioğlu Çarşısının alt katına taşındık. Mağazamızı açtık. Mağazamızda gümüş, takı ve tesbih üzerine devam ettik. 2015 yılının sonuna doğru da canlı mezat yapmaya başladık. Canlı mezat yapmaya başladıktan sonra talep de arttı, ufkumuz da genişledi. Türkiye’de ve Yurtdışından da tesbih sever, koleksiyon er abilerimizi tanıma fırsatımız oldu. Tanıdığımız kişilerle de çok güzel bir bağ oluşturduk. Bizim dışımızda başka hiçbir yerden de tesbih almıyorlar öyle müşterilerimiz var. O güven çok şükür oluştu.
Mesela şu ürün var mı diye soruyorlar. Genel de elimizde olduğu için sunuyoruz. Eğer ki sordukları ürün elimizde olmasa bile biz getirene kadar bekliyorlar. Bizim dışımızda başka yerde almıyorlar. Bizim tedarik etmemizi bekliyorlar. Biz bunu başardık Allah’ın sayesinde. Bu sektörde bizde varız.
-Müşterilere ne gibi tavsiyelerde bulunursunuz?
Bizim müşterilerimize tavsiyemiz, ürünleri alırken kişilere güvenmeleri gerektiğidir. Güvenmedikleri, akıllarında soru işareti bırakan yerlerden alışveriş yapmamalarıdır. Her sektörde olduğu gibi bu tesbih sektöründe de var. Allah korkusu olmadan 3 liralık ürünü biraz süsleyerek, biraz da yalan söyleyerek aslı olmayan ürünleri rayiç rakamlara satıyorlar. Biz bunları duyuyoruz, görüyoruz, üzülüyoruz. Örnek verecek olursak mesela bir kasap dükkânı var etin kilosunu yazmış 28 Lira, diğeri yazmış 38 Lira. Sende bu işten anlamıyorsun, etten de anlamıyorsun ya da alacağın üründen de anlamıyorsun. İlla ki bu ürünü alacaksın almak zorundasın. Gidip pahalı olanı mı alırsın yoksa ucuz olanı mı? Büyüklerimizin bir lafı vardır. Hiçbir şey bilmiyorsan bir ürün alırken pahalı olanı alacaksın diye. Biz müşterilerimize bunu söylüyoruz. Ateş, sıkma, özellikle de Osmanlı ve damla diye geçen ürünlerde insanlar kandırılıyor. Maalesef bunu duyuyoruz. Eski olmayan ürünleri eski diye satıyorlar.
-Bu günlerde piyasada çok sayıda işletme var galiba
Buradan tüm müşterilerimize çağrı yapıyorum. Bir ürünü almadan önce güvendikleri tesbihçiye test ettirsinler. Parayı ödemeden önce kesinlikle test ettirsinler. Ya da bir tesbih alırken para iade garantili olduğunu, muhayyer olduğunu sorsunlar. Ürünü konuştukları dışında eksik ürün veya sahte ürün çıktığında para iadeli olup olmadığını kesin sorsunlar. Çünkü Osmanlı model dediğimiz tesbihler bugün ucuz paralara gitmiyor. 3 bin TL’den 100 bin TL’ye kadar fiyatları değişiyor bu tesbihlerin. İlk önce ürün aldıkları kişiye güvensinler. Biz bir ürün sattığımız da bunun garantisini veriyoruz. Gerçeği yansıtmayan hiçbir ürünü de biz müşterilerimize sunmuyoruz. Duyduklarımız oluyor, adamlar damla pres eritme olan tesbihi 500 TL’ye satıyorlar. 150 TL en fazla 200 TL değeri var o tesbihin orijinal diye satıyorlar. Eritme diye satmıyorlar. Biz o ürünün orijinal olanını satmak için çıkardığımızda 1000 TL’ye biz o ürünü 500 TL’ye aldık diyenlerle karşılaşıyoruz. Ama o ürünle bizim ürün aynı değil.
-Peki, mezat konusunda ne tavsiyeleriniz olur?
Bu işi hakkı ile la yıkı ile yapmayan insanlar bizlere en büyük sıkıntıyı yaşatıyorlar. Tabii ki şöyle de bir durum oluyor ben müşterilerime söylüyorum. Benim ürünlerimin fiyatını çok mu buluyorsunuz gidin bir tane alın, iki tane alın dedim. Çoğu müşterim tekrardan gelip benden alışveriş yapmaya başladı. Geçen gün Canlı mezattım da Çanakkale Biga’da olan bir arkadaşım bana yazdı. Erkan abi dedi, senin müşterilerini çalıyorlar dedi. Niye dedim. Vallahi bende o çalınan müşteriler arasındayım dedi. Biz canlı yayın mezattı açtığımızda bu tesbih işi ile uğraşan arkadaşlar bizim mezadımıza pey veren, yoruma katılan müşterilerimizi sosyal medyadan ekliyorlarmış. Bizde de aynı teşbihlerden var diyorlarmış. Müşterilerimi çalmaya kalkıyorlar. Bir nevi hırsızlık yapıyorlarmış. Örnek verecek olursak mesela yan dükkânımdaki arkadaş, benim dükkânıma gelen müşterime gel bende daha ucuzu var. Aynı ürünlerden bende de var buraya gel diyerek müşterimi çalıyor. Bunların yaptıkları aynı bu. Bana böyle bir istek geldi bende bunların mezadına katıldım abi dedi. Bende âdetim olmadığı için sormadım kimin mezadına katıldın diye. Herkes istediği yerden alışveriş yapmakta özgürdür. Ona bizim karışma gibi bir hakkımız yok. Bu kardeşimiz ortalama 1-2 ay civarında bizim mezatlarımıza katılmadı. Biz de bir şey sormadık söylemedik. Acaba işlerinde yoğunluk mu var diye düşündük. O katıldığı mezattan 2-3 tane teşbih almış. Ben teşbihlere ’Merhemin merhemi, cıncığın cıncığı’ derim. Öyle de bir adlandırma yaparım. Eczanelerde sadece yara merhemi bulursunuz. O merhem de sadece parmaklarınızdaki yarayı giderir. Bizim tesbihlerimiz de eczanelerde bulunmaz Alemdar Tesbih’de bulunur, Merhemin merhemi tesbih derim. Çektikçe ellerdeki kireçlemeleri önler, stresi önler. Ve stresinizi aldığı zaman gamınızı, kederinizi bitirir. Çekerken de zikir diye çekerseniz kalbinizi yumuşatır’’ diye bir latife yaparım. Benden tesbih alan müşterilerim abi senin tesbihlerin merhemmiş derler. Biz gidip muadillerini almaya kalktık ama şu an ben oradan aldığım tesbihleri hediye ettim çekemedim dedi. Yani böyle bu tür olaylarla da karşılaşıyoruz. Benim Ateş diye sattığım tesbihleri satıp 30 TL- 40TL aşağı fiyatına verenler var ama aynı ürünü vermiyor, ucuna gümüş takmıyorlar, cilası iyi olmayan ürünleri satıyorlar, çatlak ürün satanlar bile var. Bizim bu merdiven altı ürün dediğimiz ürünleri satıyorlar orijinal diye. Ve bu kişilerle ticaret yapanlar bir, iki kere ticaret yaptığı zaman bir daha yapmıyorlar. Bu işi bizler gibi vergi mükellefi olup, dükkânı, tezgâhı olup yapan da var yapmayan da. Biz bu işi hakkı ile yapıyoruz. Devletimize vergimizi ödüyoruz. İşçimizi çalıştırıyoruz. Evimize bir rızık götürüyoruz. En önemlisi de biz işimizi severek aşkla yapıyoruz. Müşterilerimizden de böyle memnuniyetlikler geldikçe bizler mutlu oluyoruz. İşimizi bu sefer daha çok severek yapıyoruz.
-Ustalarınız hakkında bilgi verir misiniz?
Biz bu ürünleri yaparken, objelerimizi alırken en değerli ustalarla çalışmaya gayret gösteriyoruz. Benim en beğendiğim, kişiliği ile karakteri ile en değerli ustam Osman Yergök ustamdır. Allah razı olsun kendisinden de. İşinin erbabı olması ile gönlünün temiz olması ile gerçekten değerlidir ustamız. Biz ürünlerimizi objelerimizi ustamıza veririz Osman Yergök ustamız yapar. Ve her yaptığı üründen de teşekkür ve takdir ile bahseder müşterilerimiz.
-Son olarak, insanlar tesbih alırken kimden almaları gerektiğine dikkat etsinler.
Gündüz başka bir iş yapıp, akşam eline 30-40 tane tesbih alanlar tesbihçi oldular. O arkadaşlardan tesbih almasınlar, dikkat etsin vatandaşlarımız. Daha tesbihin hikâyesini ve hatta yapıldığı malzemeyi bile doğru düzgün bilmeyenler tesbihçilik yapıyor. Adam bilmiyor ki ürünün ne olduğunu. Çünkü gündüz başka bir iş yapıyor. Bakıyor ki tesbih alım satımında bu aralar yoğunluk var. Adam akşam eline 40- 50 tane tesbih alıp mezat yapmaya kalkıyor. Ufak bir sermaye hazırlayıp bu işi ek olarak yapmaya kalkıyorlar. Vatandaşlarımız bunu bilmeli. Bu adamın iş yeri var mı, devlete vergi ödüyor mu, eleman çalıştırıyor mu? Bu adam yarın bir gün canlı mezat yapmayı bırakırsa ben bu adamı bulabilecek miyim? Bu tesbihlerin illa ki zaman geçtikçe ipi kopabiliyor, bir yere çarptığında veya düşürdüğünde imamesi kırılabiliyor nasıl hastaneye gidip tedavi olabiliyorsunuz bu tesbihin de bir tedavisi var. Vatandaşlarımız dikkat etsinler bu işi ek olarak yapanlarla ticaret yapmaya kalkarsa yarın bu insanları bulamayabilirler. Kimle alışveriş yaptığına, kimin güvenilir olduğuna dikkat etmeli vatandaşlarımız. Ürünü kaç TL’ye aldığına bakmaması gerekir.
HABER-FOTO: (ALPASLAN POLAT)

Yorumlar
Kalan Karakter: